18 Mayıs 2017 Perşembe

Son Yazı



Bu blogdaki son yazı ile merhaba.

Bloğumu okuyan hemen herkesin ortak bir şikayeti var;
(Hayır, çok uzun yazmamla ilgili olan değil...)

“Bloğunda yazılara ulaşmak çok zor”

Haklısınız, zor.

Zamanında “hadi bir blog açayım” diye bilgisayar başına geçip de, aklımda beliren ilk isimle blogspot’u kullanarak bu siteyi açıvermiştim. 

Söyler misiniz lütfen kim ünlü olmadığı halde domain ismi olarak soyadını kullanır ki? Veya hangi sitenin isminde imla kurallarına uymayan iki sözcük bulunur?

Hem bu isim işini düzelteyim hem de yazılara daha kolay ulaşılabilecek, daha işlevsel bir bloğum olsun istedim. E biraz da janjanlı olsun tabii...

Evet pek yakında yeni bir sayfada olacağım. Üşenmeyip buradaki içerikleri tek tek elden geçirip, belki daha fazla fotoğraf da ekleyerek yeni mekana taşıyacağım.

Bundan sonra da fotoğrafladığım renkleri, aştığım mesafeleri merak eden olur ise eğer www.renklervemesafeler.com’ dayım.

Bu arada yukarıda janjanlı olsun dedim ama görünüm dışında tarz değişikliği olmayacak. "Bilmemnereye gidip de yapmadan gelmemeniz gereken on şey" veya fiyat tarifesi tadındaki "falanca şehirde havalimanından şehre kaç farklı yolla nasıl gidilir" gibi yazılar yine olmaz yani. Gezip gördükten sonra aklımda ne kaldıysa, gezerken neler hissetimse, gitmeden önce, yazma aşamasında araştırırken neler öğrendimse...

Ve tabii ki filmlerden, basketboldan ve alakasız başka konulardan da yazılar olacak.

Neyse.
Görüşmek üzere.

Renkler ve Mesafeler'e de beklerim. Pek yakında... 


Çağlar






19 Şubat 2017 Pazar

İzmirliyim Ben


World Tourism Forum 2017 Global Meeting anısına basılan Blogbook Turkey isimli kitapta 34 yerli ve yabancı blogger Türkiye’den kendilerince bir yerleri anlatmışlar. Yazılardan bir tanesi de benim.

Gezimanya / Blogger Casting’den sevgili Murat arayıp da “Abi geçen yıl kaytarmıştın, bu yıl senden bir yazı istiyoruz, hadi bize bir İzmir yazısı yaz” dediğinde şaşırdım açıkçası. “Ne İzmir’i yahu? Ben 30 yıldır Antalya’da yaşıyorum...” dediysem de bu kez kaytaramadım. Oturdum ve  izmir'le ilgili aklıma ne geldiyse yazıverdim.

İzmir’i tanıtan bir blog yazısından çok “Otuz yıldır İzmir’de yaşamasam da Ben de İzmirliyim” diye haykırdığım bir yazı oldu ama olsun, hep dediğim gibi, blog dediğin de kişisel bir şey değil midir zaten?

İşte Blogbook Turkey’de yer alan naçizane yazım, Arz ederim.




İzmirliyim Ben


Ağız dolusu İzmirliyim desem de aslında uzun süredir İzmir dışında yaşadığım yılların sayısı, İzmir’de yaşadıklarımdan fazla. Ama olsun İzmirliyim ben.

Mesela Kadifekale’dir İzmir benim için. Hava Şehitliği’nde yatan üç yüz doksan şehidimizden biri benim dedemdir. Uçağı İzmir Körfezi üzerinde düşmüş...

Kemeraltı’dır. Henüz İzmir’de değil de Söke’de yaşadığımız ilkokul yıllarımda neredeyse her on beş günde bir yaptığımız İzmir seyahatlerimin değişmez durağıdır. Hayal meyal hatırladığım, Salepçioğlu Camii’nin arkasındaki bahçe içinde masaları olan  benim İzmir’e gelmeyi en çok isteme nedenim; dönercidir. Araphanı’ndaki Behlül Dayı’nın, deri parçalarıyla oynadığım ayakkabı dükkanıdır. Sonrasında hiç evlenmeyen Behlül Dayı’nın kavuşamadığı, evinde hala kocaman fotoğrafı asılı duran güzel Eleni’dir...

Ve tabii ki BAL’dır...

İzmir de doğan, Asansör sokaklı ve Kız Liseli annemle, yine İzmir’de doğan  babamın yıllarca memuriyet peşinde Türkiye’yi gezdikten sonra yeniden İzmir’e dönme nedenleri olan BAL...

Birazı İzmir’de ilk yaşadığım Karşıyaka; Karşıyaka’da yaşayınca olmazsa olmaz Kaf Sin Kaf’dır İzmir benim için, gençliğinde kıyısından azıcık da olsa Göztepe’de futbol oynamış babama rağmen hem de. Alsancak’daki basketbol maçlarıdır. “İlk” şampiyonluktur...

Birazı da sonrasında taşındığımız Güzelyalı’da “çiğdem” çitleyip film izlediğim açık hava sinemalarıdır...

Mesela Karantina kahvesidir. Rahmetli babamın bazı hafta sonları beni götürüp biraz daha büyü sana da bilardo öğreteyim dediği Karantina kahvesi...

Ve tabii ki Alsancak’tır. İlk gençlik yıllarımın hafta sonları. Sinemalar, kafeler, birahaneler. Ve Kordon’dur...

Bunca yıl sonra, artık gittiğimde neredeyse hiçbir şey tanıdık gelmese de İzmir’liyim ben.

Asfalyamı attırmayın sakın “senin İzmirliliğin mi kalmış” falan diyerek...